Sporun Erenköy'deki adresi
Yazarımız M.Emin Uluç’un yazısı
Merhaba sevgili dostlar;
Maddi anlamda kaosa sürüklenen dünyanın kanla yıkanmaya başladığı, Türkiye’nin her gün biraz daha kutuplara ayrıldığı, manevi değerlerin maddi çıkarlara yenildiği günümüzde, hâlâ “Sevgili dostlar” diye başlayabiliyorsam söze, bilin ki bu; Erenköy’de doğup büyüme ayrıcalığına sahip olmamdandır.
Pek çoklarınız ayrıcalıktan kastımın ne olduğu gayet iyi bilse de, hatta birçoğunuz bunu bizzat yaşayarak öğrenme şerefine nail olmuşsa da ben bunu yazıya dökmekte bir sakınca görmüyorum.
Sabrınıza da sığınarak biraz hatırlatmada bulunmak istiyorum; “Erenköy’de büyümek”e dair…
“Mahalle arasında top oynamak, kışın köşk bahçelerinde kardan adam yapmak, trenle istasyonun bir ucundan bir ucuna da olsa kaçak yolculuk etmek, iki kişi olunca tavla, üç kişi olunca batak, dört kişi daha bulup halı saha maçı yapmak, çamın altında kâh anılara dalıp kâh vatanı kurtarmak vs…” değildir Erenköy’de büyümek…
Hepsidir belki ama her şeyden önce, “Küçüğün küçüklüğünü, büyüğün büyüklüğünü bilmesidir” Erenköylü olmak ve “Erenköy”de büyüyen herkes bunu iyi bili bilmelidir!
Çünkü bu, saygının hak edilen bir kavram olduğu kadar somut bir gerçektir…
++++
Günümüz dünyasında, gelişim pek tabii ki sporu da etkilemekte; sporcular, spor alanları, spor seyircisi profili büyük bir değişim geçirmektedir.
Pasta büyüdükçe, amatörlük unutulmakta, şova dökülme arzusuyla spor maddiyata teslim edilmektedir.
Amatör ruhla yola çıkanların ruhunu sattığına şahit olduğumuz şu günlerde, Fair-Play’in nadir örneklerini maalesef Avrupa ülkelerinde gördüklerimizle hatırlarken, ülkemizde bu uğurda hiçbir şey yapılmamasına yerimizde oturarak bizler de katkı sağlar durumdayız.
++++
Peki, söz nasıl oldu da buraya geldi…
Herkesin futbolcu, herkesin hakem, herkesin teknik direktör olduğu bir ülkede, yani Türkiye’de yaşıyorsanız, sözün nasıl buraya geldiğini de pek tabii anlamışsınızdır.
Futbolcuya küfreden, hakemleri eyyamcılıkla suçlayan, yöneticileri iş bilmezlikle yaftalayıp, taraftara holigan diyenler biziz.
Ve o futbolcular, hakemler, yöneticiler, taraftarlar da bizim içimizden çıkan insanlar.
Bugün zevk için, mahalle arkadaşlarıyla yapılan bir halı saha maçında bile dostça mücadele edemiyorsak…
Tekmeler havada uçuşuyor, küfürler yüz kızartıyor, maçlar yarıda kalıyorsa, kimseyi suçlamaya hakkımız yok.
Hele bunlar bir de övündüğümüz Erenköyümüzde oluyorsa…
Eyvah ki, ne eyvah!..
++++
İlk yazımda çok daha güzel şeylerden bahsetmek isterdim ama maalesef durum bu.
Hatalarımızla yüzleşmeden, güzel yarınlara yürümek mümkün değil sevgili dostlar…
M. Emin ULUÇ
| Print article | This entry was posted by Mehmed Akif ÖZKAYA on 14 Ekim 2009 at 07:52, and is filed under Genel. Follow any responses to this post through RSS 2.0. Yorum veya kendi sitenizden geribildirim yapabilirsiniz. |






